Hazır elim değmişken bu Kürt meseiesiyle ilgili biraz daha yazayım.

İrrite olanlar kusuruma bakmasın.

Benim tarihsel okumalarımdan vardığım sonuç kısaca ve basitçe şu:

Türkiyede bir kesim var, ari Türk ırkından bir devlete ulaşmak istiyorlar bunlar.

Ben bunlara kestirmeden ırkçı ruh hastaları diyorum.

İki yol izlemişler bu hastalar. Önceleri bu ruh hastaları toplu imhayı hedeflemişler.

Görüşleri egemen olduğunda da bunu uygulamışlar aslında. Şimdi bunların yaptıklarını örnekleyiş sinirlerimi bozmayayım.

Bu doğrultuda öyle akla hayale gelmeyen işler yapmışlarki gerek

Ermenilerden, gerekse Rumardan neredeyse numunelik bir kaç kişi kalmış neticede.

Fakat Kürtlerin imhayla yok olmayacak kadar çok olduğu gerçeğini fark edince yok sayma stratenisini seçmişler.

Dili yok, kültürü yok, giderek kendi yoka gelmişler. Hatta askerin doğuda karların üzerinde yürürken çıkardıkları kart kurt sesinin evrilerek Kürt olduğunu bile ileri süren olmuş.

Daha düne kadar "eyvah bunlar çok çocuk doğuruyorlar, yakında Türkiyede Kürtler çoğunlukta olur " mealinde korku eyyamcılığı bile yaptılar.

Son zamanlarda pek rastlamıyorum bu abuk subukluklara.

Neyse ben en geri zekalının anlayacağı bir metafor yapayım izninizle.

Denenesi bedava ve basit.

Beş yaşlarında veya dört yaşlarında çocukları olan bir aileye misafirliğe gidin ve büyüklerle ilgilenirken çocukları hiç görmüyormuş gibi rol yapın.

Çocuk önce paltonuzu, ceketinizi çeker, ilgilenmemeye devan ederseniz, saçınızı kulağınızı çeker, daha da devam ederseniz parmağını ağzınıza burnunuza, giderek gözünüze sokar. Aslında çocuğun feryadı çok basittir.

Beni gör, ben buradayım demektedir.

Cumhuriyet tarihi boyunca bu Kürtleri yok sayış sonucudur bu.

Hem yok sayma, hem de fırsat buldukça zulüm yapmak sorunu içinden çıkılmaz hale getirmiştir.

Demek ki Kürtler şöyledir böyledir, şunu istiyorlar, bunu istiyorlar yerine Kürtlerin ne istediklerini bizzat Kürtlere sorun.

Bırakın bu kız aldık kız verdik kokmuş ayaklarını.

Bu tür sözler Kürtlerin bir kulapından girer ötekinden hiç bir iz bırakmadan çıkar bence.

Cumburiyet tarihinde ilk kez sayın Erdoğan'nın girişimiyle bir süreç başlatıldı ve heyetler kuruldu bu konuda Kürtler ve Türkler ne dişünüyoru öğrenmek için hamleler yapıldı. Söylemiştim yine söyleyeyim, bu sürecin en büyük hatası PKK'yı tek muhattap almasıydı. Öyle ki PKK Kürtlerin ensesinde boza pişirdi söz yerindeyse.

Geldik Dolmabahçe toplantısına ve PKK vurdu masaya tekmesini. Süreç ekamete uğradı.

İşte burada tuhaf bir şey oldu. Sayın Erdoğan Kürt sorunu bitmiştir, Kürt sorunu yoktur !!! Dedi.

Ve 13'üm sesler kısıldı oldu.

Oysa bu sayın Erdoğan bile olsa, Kürt gerçekliği ve sorunu var deyince var, yok deyince yok olmaz ...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.