İlk yazımda hatırlanacağı üzere değerli sınıf arkadaşlarımdan bahsetmiştim. İkinci yazımda bizim üzerimize iz bırakan bir kaç öğtetmenimizden kısaca bahsetmiştim. Yazı çok uzun olmasın diye bazı öğretmenlerimizi bir başka yazımda nasip olursa bahsedeceğim diye belirtmiştim. Hiç bir hocamızı bir kaç satırla ifade etmek mümkün değil. Sadece o yıllar, ilgililerce az da olsa hatırlansın yazıyorum. İyi de oldu. Güzel yorumlar yapıldı. Güzel diyaloglar oluştu kanaatimdeyim. Herkese bir kez daha teşekkur eder, sevgi ve saygılarımı sunarım. Şimdi de hiç unutamadığımız ve de arkadaşlarimizın çoğunluğunun sevdiği hocalarımizfan bir kaç isim:

Kenan KAHRAMAN: Meslek dersleri öğretmenimizdi. İsmiyle müsemma olan bir şahsiyete sahipti. Genellikle Kur'an-ı Kerim derslerine giriyordu. Nasik bir insandı, çok akıcı ve güzel konuşurdu. Yusuf Ulusoy, "arkadaşımız onun gibi konuşmak isterdim" dediğini hatırlıyorum. Güzel Kur"an okuyordu. "Arap makamı" okurdu. Okuduğu zaman keşke biraz daha okusa da dinlesek derdik. Ayrıca hattat gibi yazı yazar, okuldaki panolarda hep onun yazılarını görürdük. 1992 yılında Şanlıurfa- Birecik İmam Harip Lisesi müdürlüğünü yaparken ziyaretine gitmiştim. Bir akşam evinde misafir kaldım. Beni çok iyi ağırladı. Tonya'yı çok sevdiğinden hep Tonya'yı konuştuk.. Ben de 90-93 yıllarında Urfa-Viranşehir'de görev yapmıştım. Hocamıza Allah selàmet versin.

Musa HANCABAY: Takva timsali bir hocamızdı. Tevazu, takva, ihlâs görmek istiyorsan inanın Musa Hocam'a bakmak kâfidir. Bütün gayreti, imanlı irfanlı nesil yetiştirmekti. Bize bir ağabeyi gibi, arkadaş gibi yaklaşir, Allah ve peygamber sevgisi bizlere kazandirmaya çalışırdı. Buna şahitiz.. Hadis dersine geliyordu bize. Hadis-i şerif bize ezberletmeye azami gayret sarfederdi. O'nun ezberlettuği Hadis-i Şerif' lerin bir çoğu halâ hafızamdadır. Yazılıda asla öğrencilere bakmaz,serbest bırakırdı. Öğretmen korkusu değil, Allah korkusu vermeye çalışırdı. Hiç unutmuyorum bir yazılı esnasında öğrencilerden bazıları kopyaya teşebbüs etmesi üzerine hiç bir şey söylemeden merhum Mehmet Akif ERSOY"un şu satırlarını tahtaya yazmıştı:

"Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, ne vicdandır; Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır."

Tonya İmam Hatip

Bu yazıyı gören arkadaşlar, silgiyi ellerine alarak arkadaşlardan bakarak yazdıklarını sildiklerini gözlerimle gördüm. Mükemmel bir davranış değil mi? Şimdiki nesil böyle yapar mı acaba? Hem hocamızın hem de öğrencilerin örnek davranışını görüyor musunuz? Selâm olsun Musa Hocama. Selâm olsun O öğrencilere...

Mustafa AKMAN: Meslek dersleri öğretmenlerimizdendir. Siyer derslerimize geliyordu. Siyeri çok iyi bilir ve güzel anlatırdı. 40 dakikanın tamamında ders yapar. Karne gününün son dersinin son dakikasına kadar ders yaptığını iyi hatırlıyorum. Dersi sadece kitaptaki bilgilerden değil tüm kaynaklardan araştırarak geniş bir bilgi hazinesiyle sınıfa gelir, anlatmaya başlar, dersin son dakikasına kadar devam ederdi. Dersin sonunda kısa bir deģerlendirme de yapardı. Onun sayesinde Siyer'i Nebi' yi sevdik. Bizim yetişmemiz için azami gayret sarfederdi. Yıllar önce Samsun"a gelin almaya gelmişti. Gelininin babası beni tanıyordu. Bana haber verdiler. Mustafa Hocamla görüşmek nasip oldu. Selâm olsun Mustafa AKMAN hocamıza.

Yücel KINAY: Kültür derslerimize ( Tarih ve Coğrafya) gelen öğretmenimizdi. Son derece zarif, merhametli ve öğrencilerini en iyi şekilde yetiştirmeye çalışan bir öğretmenimizdi. Kültür derslerine gelmesine rağmen, İmam- Hatip ruhunu önemsemiş biriydi. Hiç unutmuyorum, Coğrafya dersinin yazılılarında bizden her zaman Türkiye Bölgeler Haritasını çizmemizi ve o harita üzerinde önem arz eden dağları, ovaları, platoları, akarsuları, gölleri, barajları göstermemizi isterdi. Bu sorunun doğru cevabı da her zaman 100 üzerinden 40'dı. Tonya'mıza 8 yıl hizmet yapmıştır. Kendisi emekli olmuştur. Kendisiyle irtibatımız mevcuttur. Emeklilik hayatında sağlik ve mutluluk diliyorum.

Ahmet ÖZTÜRK: Bizim edebiyat derslerine geliyordu. Kendisi Tonyalıdır. Kendisiyle zaman zaman görüşüyoruz. Büyük annem tarafından akrabam oluyor. Hem edebiyat alanında alanında bizleri yetistirmeye çalışırdı, hem de millet olarak muasır medeniyetler seviyesine erişebilmek için, önce Islâmı ve akabinde milletini sevmekten geçtiğini her daim vurgular, bu şuuru bizlere kazandırmaya çalışırdı. Yıllar önce emekli olmuştu. Kendilerine sağlık ve afiyet dilerim.
Kısaca Hocalarımız hakkında hatıratımda kalan izlenimlerimi aktarmaya çalıştım. Bu arada burada zikretmediğim başka hocalarımiz da var. Onları da hayırla anıyorum. Rahmet' i Rahman'a kavuşanlar var. Mustafa PARLAK, Teoman GENÇ, Ahmet BİLGİN Hocalarımıza rahmet diliyorum. Zeynel Abidin KARAMAN, Sebahattin CAN Samsun'dalar. Metin TÜRE var, Mersin'de. Hepsine sağlık ve afiyet dilerim. Selâm ve Duâ ile

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.