Tarihi sürükleyenlerden olmak yerine tarihin sürüklediği birey olmak o konumda yer almak ne acı ne üzücüdür. Beşeriyet elindeki altının kıymetini bilmeyip sadece güzel ve hoş durduğunu, tarafgirlerin ve batılı sözde entellerin istegiyle yansıtılan sahte ışığın altında aslını yansıtmadığı gümüşe talip olur oldu. {Gümüşten kastımız Batıdır.} Dünya Tarihi'nin yanı sıra özellikle İslâm Tarihi/Dünyası bundan  etkilendi. Herhangi bir milletler topluluğu yada ülke "Ben tarih yazacağım,fikir öne süreceğim ama bunu İslam'ı işin içerisine dahil etmeden yapacağım"dese kuyruklu bir yalan söylemiş olur. Şu bir gerçektir.İslam  Dünyası ve özellikle Medeniyeti göz önünde bulundurulmadan,göz ardı edilerek tarih yazılamaz. Bu çok büyük bir iddia degildir. 2 kere 2= 4'tür. 5 degildir. Ben şimdi bunları yazınca birileri hop oturup hop kalkacaktır ama bu beni savunduğum ve neferi olduğum İslam Davasından alıkoyamayacaktır.
Giriş cümlelerimde bahsettiğim noktaları geniş açılarıyla değerlendirerek açıklayacağım. İşte bahsettiğim sorunun cevabına gitmek için başta bahsettiğim adımları takip etmemiz tabir-i caizse levelleri atlamamız gerekir. Millet olarak yakın tarihte ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldık. Bu sıkıntı da nedir? derseniz "Batılılaşma adı altında aslını reddetme ve Kemalizm" dir.  Başta sorduğumuz sorunun yani Tarihi sürükleyen mi? yoksa tarihin sürüklediği misin? sualine cevap olarak, tarihin sürüklediği cevabını vermemize sebep olan vahim bir durum….
Rasulullah efendimiz sallalah-u aleyhi vesellem efendimiz "İçki bütün kötülüklerin anasıdır ." diye kelam ettiği hadis gibi Ülkemizin yakın tarihte karşı karşıya kaldığı en büyük kötülük; tefrikacı,fitneci düzen "Kemalizm"/"Kemalist" düzen/n/idir. Ecdadımızın hataları yok muydu? biz yok demiyoruz!!. Ama kasıtlı hatlara adım tmıyorlardı!!!...bunu biliyoruz. Kemalist rejimin özellikle Osmanlı Devleti gibi cihâna ismini adalet,zariflik ve ümmetin koruyuculuğunu üstlenen bir noktada yer almasını hazmedemeyip,aynı düşmanın yaptığı gibi zayıf yerinden vurarak yıktılar. Aynı bugün tartışılan "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kaldırılsın" dedikleri gibi. Kardeşim sistem tamamen kaldırılacağına bu sistemi iyileştir ! Sadece bir örnek olarak bugün devlet yöneticilerimizin yaptığı gibi yapmayarak,tek parti kafasının gerektirdiği gibi,yakıp yıkmak,târumâr etmekle uğraştılar ve maalesef ki başarılı da oldular. Başarılı olmalarının sebebi de insanların o dönemdeki sosyal bunalımından faydalanarak  kötü emellerini insanları kandırarak gerçekleştirmelerinden ileriye geliyor. Osmanlı gibi bir devletin işlemeyen kurumlarının tekrar işlenilebilir hale getirilmesi, hataların düzeltilmesi adımları atılacağı yerine atılan şuursuz, tamamen batılılaşma adımları bizi tarihin sürüklediği kimse konumuna getirdi. Nerden nereye gelmiş olduk... Burada nereden nereye derken de kötü konumdan iyi duruma geldik değil, kötü durumdan kötünün kötüsü bir duruma gelmiş olmamızdır. Dil, kılık kıyafet gibi bir milleti millet yapan özellikler tamamen yok edilerek tarafgir kişilerce tamamen batılılaşmaya adımlar atıldı. Şurada sunu sorma geregi duymalıyız kendimize. Acaba sistem iyileştrilse, hatalar minimize edilseydi ve tamamamen bizi biz yapan özellikler yok edilmeseydi biz şuan ilmi-maddi-manevi bakımdan hangi konumda olurduk?.... Şu bir gerçek ki şuan Dünya Devletlerinin, İslam Coğrafyalarının mevcut  olduğu durumdan daha iyi bir konumda olur ve dönemin birinci sınıf gücü durumunda olacaktık. 
Dil ile, kılık kıyafetle, hak-hukukla insanlığı kandırıp koca bir devleti yok sayarak , batının uşağı yapılması noktasında fotör şapkalar,kaytan bıyıklar,sözde entel ve medeni kelimelerle Türkçemizi bozdular, Müslüman bir milleti gavurlaştırmaya çalıştılar. Bir çok noktada başarılı olsalar da milletimizin imanını bozamadılar. Elhamdülillah şuan yönetimimizde şuurlu ve bir o kadar da diğerlerine kıyasen ne yaptığını bilen kimseler var. Tebrik edilecek noktalar olduğu kadar asla kabul edilemeyecek noktların da olduğunu söylemeden geçemeyiz.{ Örneğin İstanbul Sözleşmesi vb.}
Bizlere bu kötülükleri yapanlar, tarihi sürükleyen şahsiyetler makamında değil,tarihin sürüklediği kimseler makamına terfi etmemize sebep oldu. Özellikle bahsetmek isterim ki değindiğim noktalar Dil,kıyafet inkılâbı ve diğer noktalardaki yanlış adımlar!! Bağzı mihraklar akıllarınca yorum yapabiliyor. Biz bu bahsettiğimizi yorum yapmadan aslen ne kastetiğimizi belirtelim de daha sonra çürük seslerin, söyle böyle demiştin şeklinde kuru gürültülerini duymayalım.
Kısacası bizi biz yapan özelliklerden en önemlisi de "kendilik" ten  uzaklaştırılmamızla,  tarihimizi inkar ettirilmemizle,yalan yazan tarihi sahih tarih olarak algılamamızla bizi kullanmaya çalıştılar, yeri geldiğinde de kullandılar. Biz özellikle bu noktalarda bilgimizle ve fikrimizle dik durmasını birilsek, haklı davamzı savunur yalnızca Allah tan korkarsak muvaffakiyet ardından gelir. İslam Dünyası, tarihi sürükleyen olmuş, Osmanlı Devleti nin yıkılmasıyla tarihin sürüklediği konuma düşmüştür. Ama biz Müslümanlar ve İslam Dünyası olarak ümitvarız ki Rabbimizin izniyle tekrar tarihi sürükleyenler makamına ereceğiz. Şarkiyatçıların,Gavurların, özellikle de içimizdeki yerli gavurların korktuğu en büyük şey İslam dünyasının ayağa kalmasıdır. İslam Dünyasının son kalesi Türkiyemizin öncülüğünde ki  o gün yakın, Rabbimizin dediği gibi "Allahın ipine sımsıkı sarılın bölünüp parçalanmayın" emrine mazhar olmaya çok az kalmıştır.
 
Bu vesileler ve güzel temenniler ile açılışını beklediğimiz Ayasofya Camii'nde cemaatle namaz kılmak ve namazda buluşmak duasıyla her okurumu Allah'a a emanet ediyor dua ediyor,dua bekliyorum.

Allah'ın rahmeti cümlemizin üzerine olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.