Nihayet Wiktorıa geldi, o ne güzellikti öyle, unutmuşum, bir yıldır görmemiştim. 190 boyu ve harika endamıyla karşımda duruyordu. Bir insan nasıl bu kadar güzel olabilir diye düşünmekten kendimi alamadım. Tebessümle, buyrun dedi …

Odasına gittik, her zamanki gibi şikayetimi sordu anlattım. Bu normal dedi, bir yılı aşkındır gelmedin dedi, önündeki bilgi sayara bakarken.

Soyun ve benke yat dedi, üst tarafımı çıkardım ve bu iş için özel yapılmış benke yüz üstü yattım. Her zaman yaptığı gibi derin nefes al dedi. Yaptım, şimdi nefesini tümüyle boşalt dedi, sonuna gelince usta bir baskı yaptı, omurgamdan bir ses, tırık dedi… O da hıh dedi … Bu hareketi omurgam boyunca 7-8 kez tekrarldı, artık hiç trık sesi yoktu…

Akabinde sanki kendi bedeni imiş gibi sağ tarafımda sertleşmiş yerlere yüklendi, göremediğim için parmağıydı yüklenen her halde düşündüm.
En az 10 defa ikişer dakikadan bu hareketi tekrarladı, bazan acı dayanılmaz gibi oluyordu ama muhteşem bie duyguydu.

Bugünlük bu kadar, giyinebilirsin dedi. Şimdiden muhteşem bir rahatlamaya kavuşmuştum.

Giyinirken, aslında sen risk grubundasın, senin durumunda olanları bakıma alşmıyoruz ama sana bir ayrıcalık yaptık. Senin en az 10 seansa gereksinimin var. Pazartesine sana zaman ayıracağım. Lakin bir sorun var, şefimle konuşacağım ( o bolla yapacağız şefimle, yani bir o bir ben top atacağız biri birimize ) Eğer evet derse Pazartesi gelirsin eğer uygun görülmüyorsa sana telefon ederim Pazartesi sabah. Eğer telefon etmezsem gelirsin Pazartesi dedi
Benin risk zonunda olmam tehlike arzediyormuş. Yani benim için böyle bir karar alacaklarmış. Wikrorya’ya içten teşekkür ettim…Pazartesi bir engel olmasa görüşürüz dedim ve ayrıldım oradan.

Yolumun üstündeki en büyük markete uğradım. Tek tük insanlar vardı ve çok tenhaydı. Bir şey dikkatimi çekti. Her reyon bir kare içine alınmıştı, mesela, domartes patlıcan reyonu bir kare çizilmişti 2 metre genişliğinde, eğer o kare içinde bir insan varsa, ikinci kişinin girmemesi uyarılıyordu. Ve bir karenin içinde iki kişiye hiç rastlamadım… Hıyar reyonu da öyleydi. Şampuan reyonu da. Anlayacağınız her şey bir kare altına alınmıştı. Kasadaki kuyruk aynı şekilde çizilmiş ve her çizgiye, mesafeye dikkat diye yazılmıştı… Hele kasanın sonundaki yerde poştlere doldurulduğu yerde akan iki bandın iki tarafında duranın biri biriyle teması şeffaf bir plakayla ikiye ayrılmıştı. Kasörün etrafı, aynı şeffaf plakalarla ayrılmıştı. Muhteşem bir organizasyondu yani.

Sonra eczaneye gittim, aynı sosyal mesafe meselesi orda da vardı. Yerler çizik çizikti…

Göz duşu veya damlası olarak bir sıvıya ihtiyacım vardı. Fazla bilgi sayara bakmaktan gözler kuruyormuş, kızıllaşma, çapaklanma, yaşarma derken oldukça rahatsız olmuştum…Doktora telefon edince, fazlamı bilgisayara bakıyorsun diye sordu… Oooo, face, diziler haberler derken gün bitiyor dedim. Göz duşunu o önerdi. Yanında verdikleri özel plastiğe sudan koyuyorsun ve arka üstü yatıyorsun, gözlerini su içinde kırpıştırıyorsun. Bir kaç dakika sonra, ne çapak kalıyor ne de kızarma. Tavsiye edrim hani …

Eve geldiğimde Haber Türk TV’ye baktım. İsveç’ten yaşlılarla ilişkisi olan psikolog bir bayan bağlanmıştı. Hava abbulansı ile ilgili konuşuyorlardı Sosyal medya hastalarına göre, İsveç’te Alınıp Türkiyeye götürülen aile için, vatandaşlıklarının düşürülmesiyle ilgili dava açılmışmış !!! Tabi kadın, böyle bir şey yok dedi. Gerçekten de medyada böyle bir şeyden eser yoktu.Sonra hava anbulansıyla ilgilşi konuda mevzunun olduğu gibi haberleştirildiğini söyledi. Oysa haber Kürdo Baksi’nim ’’ bu haber Türk hükümetinin başarısızlığını gizlemek için bir şhow dur ’’ paravanasının arkasında halka sunulmuştu. Üçüncü soru Stockholm’deki Corona bulaşısının ne alemde olduğu soruldu Bayan ne var, ne yok dedi bir şeykler söyledi ben anlamadım. Sonra İsveç’te hiç bir önlem alınmıyor, İsveç’in hava anbulansı yok diyorlar gibi hiç kimsenin söylemediği şeyleri söyleniyormuş gibi ortaya getirip İsveç’in hasletlerini syıp dökmeye başladı. Neden böyle yaptı bilmiyorum. Korkudandır desem, değil bence, ama içten içe bir korku var iktidardan her halde …

Kürdo Baxi oldukça ünlü Mahmut Baksi’nin yeğenidir. Mahmut Baksi’yi çok yakından tanırım. Benim bildiğim ki yanılabilirim Mahmut Baksinin hiç bir zaman PKK yanlısı olmadığıdır. Bu konuda yemin edemem çünkü Kürt hareketine katılıp PKK ile ilişkiye geçmemiş insan azdır. Onun Diyarbakırdaki ölüm orucuna paralel başlattığı eylemi çok ziyaret etmiştim Sergeystori meydanında. Bir yandan kanserle didişirken başlattığı bu eylem sırasında nüktedanlığından jiç bir şey kaybetmemişti. Kürdo Baksi ise tümüyle karaktersiz bir kefen soyucudur. Baksi soyadını her pisliğe bulaştırmıştır. PKK’ya tam angaje olmakla yetinmemiş İsveç gizli örgütü SEPO ’nun kontrolünde olduğu oldukça yaygındır ve bu söylenti kendisine çok yakışmaktadır. İsveç yöneyimi ne zaman ihtiyaç duysa bu zat emre amade söylemlerde bulunmaktan çekinmez…’’ İsveç'te yaşayan, Türkiye karşıtı Kurdo Baksi, Aftonbladet'e konuşarak, Türkiye'nin bu hareketinin başarısızlığının üstünü kapatmak amacıyla gerçekleştiğini iddia etti. Türkiye'de koronavirüs testi için vatandaşların para ödediği yalanını söyleyen Baksi, Türk basın kuruluşlarının İsveç hastanelerini kötülediğini de iddia etti.’’ Kürdo’nun bu eylemi tam da SEPO’nun istediği bir eylemdir.

Fetöcü ve sol kenarda oynamaktan vaz geçmeyenleri de bu konuda hummalı bir hareket içindeler.
Bir çaba, bir çaba ki, akıl almaz bir şey. Yok şhow muş, yok Emrullah Gülüşken Ak Parti taraftarıymış, yok Sağlık bakanının akrabasıymış…Daha neler neler… Bunların kimisine mesaj attım, kimine telefon ettim. ’’ Yahu bu yalanlarla ne kazanacağınızı umuyorsunuz, madem burada her şey bal ile kaymaj, bakın 4 haftadır maske bulmak için uğraşıyorum, madem öyle bana bir kaç maske gönderin, veya ilişkinizin olduğunu söylediğiniz doktorlardan bana bir kaç maske bulun ’’ dedim…
Laga luga sol tarafta figürü rezalet dansa devam tabi…

(Bu günlük bu kadar…sağlıcakla kalın, EVDE KALIN )

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.