Kapitalizm insanları evlere değil sokağa davet etti, özellikle kadınların ve mahremlerin sokağa çıkmasını teşvik etti. Hatta plaj ve benzeri kültürle sokakta insanlarla aynı yerde çıplak bulundurmayı da teşvik etti ve bunu bir ilerleme, hatta bir özgürlük olarak yansıttı.

Allah'ın evde bulundurulması tavsiyesinin zıddına sokağın cazibesini anlattı.

Bu süreçte kadınları iş hayatına sokmak için evi, aileyi, çocuklara bakmayı ve eş olmayı kötüledi.

Hatta muhafazakar değerlere sahip bir iktidar döneminde İSTANBUL SÖZLEŞMESİ gibi bir ifsat hareketini onların eliyle çıkarmış olduğu gibi onların eliyle de meşrulaştırmaya çalıştı ve bu muhafazakar kitle Allah'ın emrine bile bile karşı çıkarak bu ifsat hareketini desteklediler.

Bu muhafazakar iktidar döneminde kadınların evden çıkması için türlü türlü teşvikler yapıldı. En önce kadının bakmakla yükümlü olduğu çocukların bakımını devlet bir anlamda üstlendi.. ardından bilbortlarda kadının dışarı çıkması ve çalışmasını teşvik ettiği gibi bunun kadına verilmiş bir özgürlük olduğunu da anlattı.

Halbuki kapitalizme köle yetiştiriyorlardı.

Halbuki erkekler zaten kapitalizme köle olmuştu.. En azından bir evde evin ihtiyaçlarını karşılayan bir köle vardı, kadın köleleşmemiş, zincirlenmemişti.. Ama bu iktidar bunun alt yapısını da sağladı..

Çünkü kapitalizm için sokak önemliydi

Sokağa çıkan her birey kapitalizmin sunduğu yaşam tarzına adapte olacak ve bu yaşam tarzının kültürünü benimseyecek, kazandığı paraları harcayarak kapitalizm dininin yaygınlaşmasını sağlayacaktı.

Üstelik sokağa çıkan her kadın ifsad hareketinin yaygınlaşmasına da hizmet edecekti..

Bu sayede aile yok olacaktı.

Yok olmuş bir aile, insanları bireyleştirecekti. Bireyleşen insanlar daha çabuk köleleceşecek ve devletin kurduğu yetiştirme yuvalarında yetişerek ailesiz ve köksüz büyüyecekti. Bu da kapitalizmin işine gelirdi.

Kapitalizm, aileyi düşman olarak görmüştü. Ev hanımını düşman olarak görmüştü. Ev hanımlarını tüketici olarak görüyor, onları Aile Bakanının deyimiyle üretime katmaya çalışıyor, yani köleleştiriyordu. Bunu da muhfazakar bir iktidar yapıyordu.

Daha da kötüsünü yaptılar aileyi tahrip için.. Aile tahrip edildiğinde ortada devlet diye bir şey kalmayacaktı. Çünkü devleti güçlü kılan sahip olduğumuz aile yapımızdı.

Nesli tahrip etmeye başladılar. LGBT gibi unsurlara özgürlük adı altında her türlü mel'aneti meşrulaştıracak alt yapıyı hazırladılar. Halbuki Allah'ın en sevmediği ve kınadığı günahı işleyen bir kitleydi.

Bu kitlenin yaşam tarzı bir özgürlük değildi.. Bunlar toplumun hasta unsurlarıydı ve tedavi edilmesi gerekirken bu yaşam tarzı yaygınlaştırmaya ve özendirilmeye başlandı.

Bu iktidar, kendi değer yargılarının zıddına olan her şeyi meşrulaştırma ve yaygınlaştırmaya başladı. Aile Bakanlığında LGBT'yi ve cinsiyetsizliği savunan çalışmalar yapıldığı gibi Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi bütün bakanlıklar da sistemlerini buna göre yeniden formal hale getirmeye ve hatta bu süreci desteklemeye başladılar. Sanki bir yerlerden düğmeye basılmıştı ve bunlar da muti bendelerdi.

Artık kadınlar sokağa çıkarılması için teşvikler verilmeye başlandı.

Hatta Avrupa Birliği bu konuda çeşitli STK'lara milyon yurolarca proje desteği vermeye başladı. Bu parayı kapmak için bir çok Dernek türemeye başladı ve hatta İslami Kadın Dernekleri de bu sürece ve furyaya kapıldı. Hatta İslami Kadın Dernekleri feminist derneklerden daha vahşi ve saldırgan bile oldular.

Bu iktidar döneminde aile görülmemiş büyük bir saldırıya uğradı. Erkek olmak, iğrenilecek utanılacak bir şey haline geldi. Hatta daha da hızlarını alamadılar kadın ve erkek cinsiyetine sahip olmak bile artık bir ayıptı..

Halbuki siz sahip olduğunuz değerler ekseninde aileyi güçlendirmeliydiniz.

Hatta Allah'ın erkeğe verdiği KAVVAM rolünü ifa edebilmesi için destek olmalıydınız. Çünkü bir erkek kendisiyle birlikte 4 insana bakarkan, bir kadın bunu yapmazdı. Kavvam olan erkek, eşini ve cocuklarını korurdu. Ama bunun yerine kadına yönelik istihdam yaratarak erkeklerin işsizliğini teşvik ettiniz ve toplumda aslında milyonlarca insanı açlığa gömdünüz..

Batı, aileyi ifsat etmek ve hatta cinsiyetleri ifsat etmek için tüm alt yapı hazırlanmıştı.

Fakat hesaplamadıkları bir şey vardı.. Görünmeyen EL

Evet ! Yani Allah

Herkesin hesabı varsa Allah'ın da bir hesabı vardı...

Nesli ifsad etmeye yaradan mudahale etti.

İslam hukukunda insanın temel 3 hakları vardı ve bu hakların başında ırz yani nesil gelirdi..

Bunlar nesli ifsad etmeye başladılar

Bu durum haliyle Yaradan'ın mudahalesini celb etti..

Tabi ki iktidar sahipleri ve dünün MUHAFAZAKAR kitleyi uyandırmadı hala..

Evden çıkın! diye kadınlara seslenen kitleler

şimdi aman eve EVE GİRİN, EVDE HAYAT VAR! diye feryat etmeye başladılar.

Evde hayat olduğunu şimdi mi aklettiniz?

Siz bu evi yok etmeye çalışmıyor muydunuz?

Peki insanları evlere göndermeye çalışırken bu evi yıkmak için uğraştığınızı düşünmediniz mi?

Binlerce insan, sizin bu çalışmalarınız yüzden evini, ailesini terk etmedi mi?

Siz bu vebalin altından nasıl kalkacaksınız?

EVDE HAYAT VAR!

Ama siz buna karşı mücadele ediyordunuz..

İlahi nizama karşıydınızı..

şimdi onun dediğine geliyorsunuz.

Bu arada camilerin hatta Kabe'nin de ibadetlere kapatılmasını Müslümanların oturup analiz etmesi gerekiyor. Önümüz ramazan ve bizim bu süreçten kurtulmamız için bir fırsat barındırıyor, bu durumdan da yararlanmasını bilmeliyiz.

Şimdi ilahi güç tarafından evlere hapsedildiniz. Bence oturup bu süreci de biraz düşünün...

Not:

Bazı aklı evveller hemen bu tüm dünyada var neden bize yönelik böyle eleştiri yapıyorsunuz diye sorabilir... Evet tüm dünyada var, çünkü tüm dünya ifsada uğradı, kirlendi..

Ayrıca bu musibet gelince hepimiz bu toplum içinde olduğumuzdan musibete uğrayabiliriz. Yani musibet sadece ifsada uğrayanları değil herkesi cezalandırır.

Ayrıca, her bela ve musibette bu Allah'ın gazabı ya da imtihanı diyerek analiz yapıyorsunuz diyeceklere de bir Müslüman musibet, bela için bu şekilde analiz yapmalı ama tabi ki bu durumdan kurtulmak için hem tıbbi çareler aramalı ve hem de olaydan ders çıkartarak yanlışlarını gidermeli ve günahlarından da tövbe etmelidir.

Bu tür musibetler bizim kendimizi sorgulamamız için fırsat barındırır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ayşe yıldız 3 ay önce

⚘⚘⚘⚘⚘⚘⚘