بسْــــــــــــــــــمِ اﷲالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

Sizleri Allah’ın en güzel selamı ile selamlıyorum. Hamd olsun bizleri bir Ramazan’a daha kavuşturan Allah-ü Telalaya.

Ailece iftar açmalar, pidelerin akıp gitmesi gibi birçok geleneğin olduğu Ramazan ayı peki Osmanlı Devleti’nde nasıl geçiyordu?

Bakalım şimdikiyle arasında nasıl farklar var?

Osmanlı döneminde Ramazan ayının ne zaman başlayacağı önceden belli olmuyordu. Bu görev ise kadılara düşmekteydi. Ramazan ayının gelmesi, ayın doğusuna bağlıydı. Kadılar ayın doğuşunu takip ediyor ve yüksek yerlere çıkarak Ramazan ayının gelişini haber ediyorlardı.

Böylelikle Ramazan Ayı’nın da başlangıcı belli oluyordu. Zengin köşk veya konaklara davet edilen misafirlerin yanında fakir halk içinde sofralar hazırlanır ve de tanrı misafiri denilen davetsiz misafirler geri çevrilmeden yemeklere buyur edilirdi.

Fakir kişilere konak sahibinin cömertliğine göre altın veya gümüş akçeler kadife keseler içinde hediye edilirdi. Buna Diş Kirası denilirdi. Bunun amacı ise konak sahibinin fakir kişinin duasını alarak sevap kazanmaktı.

Ramazan ayında varlıklı zengin kimseler esnaf dükkanlarına girerek Zimem namı diğer veresiye defterini isterlerdi. Defterin baştan, sondan ve ortadan rastgele sayfalarını açar ve “Silin borçlarını, Allah kabul etsin” diyerek sevap işlerlerdi. Ne borç sahibi ne de borcu kimin kapattığı belli olmazdı. Böylece iyilik gizli kalmış olurdu.

Bunun yanında ise ilk defa oruç tutacak çocuklara hediyeler verilirdi. Tam gün oruç tutamayacak çocuklar da öğle vakti oruçlarını açarlardı ve buna da günümüzde ki gibi ‘Tekne Orucu’ denilirdi.

Osmanlı döneminde Ramazan ayı, resmi bir festival veya tören gibi geçiyordu.

İnsan gece yaşarken, gündüz dinleniyordu. Sahur vaktine kadar Karagöz, Meddah, Ortaoyunu gibi programlar yapılıyor, yetenekli insanlar hünerlerini burada sergiliyordu. Sahura doğru ortaya çıkan davul ve mani geleneği ise günümüzde ki gibi Ramazan boyunca devam ediyordu.

Ayrıca Huzur Dersleri adı verilen dersler yapılırdı. Ramazanın ilk 10 veya 8 gününde yapılan bu dersler şeyhülislam tarafından ulemadan belli sayıda seçilerek günlere paylaştırılır ve en liyakatli alimin bir ayeti tefsir etmesiyle gerçekleştirilirdi. Bu olay gerçekleştirilirken padişah bile olsa cemaat ile birlikte diz çökerek derslere katılırdı.

Osmanlı’da Ramazan ayının yaklaşmasından dolayı gerek ekmek, gerekse eşya fiyatlarının inip çıkması konusunda da devlet tarafından sabit fiyatlar belirleniyordu. Bu fiyatların kayda geçtiği deftere de Narh defteri deniliyordu. Devlet tarafından belirlenen fiyatlar ise fakir aileler düşünülerek ‘düşük’ tutuluyordu.

Osmanlı döneminde 3 aylık yaz tatilleri İslam dininde mübarek sayılan 3 aylara göre ayarlanırdı. Bu tatillerde seçilmiş medrese talebeleri hem kendi bilgilerini pekiştirmek, hem de dinî konularda halkı aydınlatmak için devletin farklı bölgelerine giderlerdi. Osmanlı’da bu olaya cerre çıkmak deniliyordu.

Şimdilik Allah’a emanet olun…  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet DEMİRBAŞ 5 ay önce

Tebrikler...

Misafir Avatar
Mehmet Akif Demirbaş 5 ay önce @Ahmet DEMİRBAŞ

Teşekkürler...

Beğenmedim! (0)