Osmanlı Devleti'nin yıkılış amareleri gösterdiği ve tamamen çöküşe doğru giden yıllarda Sultan Abdülhamid-i Sânî 'nin idaresindeki Osmanlı Devleti âdeta bu emareleri bertarâf etmek için uğraşmış ve başarılı da olmuştur. Osmanlı Devleti'nin son dönem Sultanlarından olan cennet mekân Sultan II. Abdülhamid Han'ı anlamak daha sonraları meydana gelecek olaylar ve milletin başına örülmeye çalışılan kirli planı anlamaktır.

 31 Mart Vakası ile Sultanın tahttan indirilme süreci gerçekten içler acısıdır. Aslına bakıldığı zaman 31 Mart Vakasının nasıl gizli bir plan olduğunu ,gerçekleri gören göz , hakikati duyan kulak için delillerine de ulaşmak günümüzde mümkündür. Bu kirli palanın muhtevâsına baktığımız zaman, yıllarca alınamayan öcü, intikamı alma peşinde olan mel'unları görüyoruz. Bu millete ihanet eden soysuz şebekelerin de bu işin içerisinde olduğuna birkez daha şahitlik etmiş oluyoruz. Bu Vakayı çıkaranlar ise Osmanlı Ordusuna getirilen avcı taburlardır. Bu taburları kullanarak isyanın başlatılması oyun içine oyundur. Gelişen olaylardan sonra  II. Abdülhamid Han ın tahttan indirildiği haberini ulaştıran ekibin arasında Emanuel  Karasu diye Selanik İttihat ve Terakki Cemiyeti Mebusu vardır. Esat Toptani vardır. O da bir Arnavut ırkçısı Balkan harbinde Osmanlı Devleti'ne büyük ihanet eden adamlardan biridir. 1909 da Sultana tahttan indirildiğini tebliğe gelenlerden ikisi bunlardır. Peki dostlar. Objektif olarak olaylara bakalım ve neden bu iki isim özellikle burada diye kendimize soralım…Uzun lafın kısası  Abdülhamid Han 33 yıllık bir devlet başkanlığı görevinden sonra karanlık bir operasyonla tahtından edildi. Yönetimdeki etkisi ile İttihatçılar, artık ülkeyi elma kurdu gibi yemeye devam etmişlerdi. Sultanın hapis hayatı ve sonrasında ölümüne kadar geçen sıkıntılı süreçler hepimizce mâlûmdur. İhanetlerinin bitmemesine Sultanın vefatında da rastlamakatyız. Osmanlı Devleti'nin İlk mason şeyhülislamı olan Musa Kazım Efendi'ye cenazeyi kıldırtmaları  işin ne derecelere geldiğinin açık delilidir. Haddizatında şunu  unutmayalım ki yapılan bir ihanettir. Bu ihaneti yapan ise İttihatçılardır.  Musa Kazım Efendi'nin de Sultanın cenaze namazını kıldırması artık intikamın alındığına işaret gibi algılanabilr ama bu algı yanlıştır. Çünkü emellerine daha ulaşamamışlar ve dahasını da yaparak çıkarılan fetvalarla bu makamı değersizleştirmiş, insanların gözünde güvenilmez bir makam olarak lanse edilmiştir. Bunlara verilebilecek en büyük örneklerden bir tanesi I. Dunya Harbinde Sultan Mehmet Reşat Han'ın Cihâd-ı Ekber ( Büyük cihat) çağrısına gereken desteğin verilmemesi ve Sultan Vahdeddin Han'a kadar olan ve gelişen olaylar örnek verilebilir. Tüm bu yazdıklarım tarih içerisinde birbiriyle ilişkili olaylardır. Bazı Tarihçiler Osmanlı Devletinin ehl-i sünneti koruma görevi Abdülhamid Han ın tahttan indirilmesiyle Devletin de 1909 da son bulduğunu söylerken Kimi tarihçiler ise bunun Vahdeddin Han'la  son bulduğunu iddia ederler.

Abülhamid Han Osmanlı Devletinin hem son dönem padişahlarından olması hem de Dîn-i mübîn-i İslâm müdâfaası  ve  gayretlerinden dolayı o döneme ve günümüze ışık tutmuş muhteşem bir devlet adamı, padişahtır. Bir önceki cümlelerimde de ifade ettiğim gibi Sultan Abdülhamid  Han'ı anlamak günümüzdeki ve gelecekteki kirli kumpasları da anlmak olacaktır.

Başta Rasulullah efendimiz (s.a.v) olmak üzere , bahsettiğimiz Abdülhamid Han ve Tüm İslam üzere ölenlerin azîz ruhlarına bir Fatiha...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.