Bir kaç hafta önce hatıralarımdan bir pazaj sunmuştum . Değerli dostum Selim Eroğlu Hoca'mızdan aklımda kalan hatıralarımdan bahsetmiştim. Kendisi sağolsun uzun yıllar yazı yazdığı "Terme Bilgi Gazetesi'ndeki kösesine yazıyı değiştirmeden taşımıştır. Benim için onur verici bir durumdur. Tekrar burada kendisine şükranlarımı arzederim. Bu duruma dense dense " Elden tutma buna derler" denir.

Bu sayfamda da gene Selim Hoca'mla hatıralarıma devam edeceğim. Bütün hatıratlarda alınacak dersler olduğu gibi bu hatıralardan da ders alınacak tarafları vardır. Hocamla olan hatıralarımız tabiatıyla böyle bir iki sayfaya sığacak kadar az değildir elbette.

Günlerden bir gün üç beş arkadaşla beraber bir araya geldik. Amacımız beraber yemek yemek, çay içmek, sohbet etmek hoşça vakit geçirmekti..... Böyle zaman zaman bir araya gelerek vakit veçirmek güzel oluyordu. Konu, önce ne yapalıma velmişti. Aramızdan birisi;
- " Ne yapalım? Selim Hocam" diye sordu.Hocamız hemen cevabı verdi;
-"Önce taam, sonra kelâm" demiştir.
Biz de tağlimata uyarak Termemizin güzel pidelerinden yedik, ardından güzel sohbet ettik. Güzel bir gün geçirmiştik.

Tarihini hatırlayamadığım günün birinde Selim Hocam filân akşam Terme'nin Özel İdare Salunu'nda görev yaptığım okulda kendim organize ettiğim tiyatro gösterimiz var, davetlisin dedi. Beni sağolsun böyle özel günlerde daima davet ederdi, halâ da davet eder. Davete icabet etmek müslümanın müslüman üzerindeki haklardan birisidir. Davete icabet ettik. Yöreselleştirilmiş bir tiyatroydu. Salon tıklım tıklımdı. Herkes ilgi ile izlediği belliydi. Tiyatronun sonunda öğrencilerden bir gurup öğretmenlerinin taklitini yapıyorlardı. Bir öğrenci çıktı isim vermeden taklit yapıyor, herkes Selim Hocamn taklit edildiğini anladı. Pür dikkat izliyoruz , konu nereye varacak diye.
Belli ki sınıfta bir öğrenci hocamızın dersine çok karışıyormuş.
-Hocammız " Bana bak , bu turşuyu ben mi satacağım yoksa sen mi "?
demiş.
Taklitçi öğrenci yukardaki cümle ile taklitini bitirince büyük bir alkış!!! Aradan yıllar geçmesine rağmen unutmadım. O zamanki dostluklar bir başkaydı. Oradakilere selâm olsun.

Elden tutmak buna derler

Değerli dostlar. Terme değince Seyfi Günaçtı Hocamızı da hatırlamamak elde değil. Kendisini de bütün Terme tanır, Selim Hocamızın mesai arkadaşı ve en yakın dostlarından birisidir. Aynı okulda yıllarca beraber çalışmışlardır. Seyfi Hocamız öğretmenliğin yanında uzun yıllar da yöneticilik yaptığı mağlumdur. Seyfi Hoca her şeyi not etmeyi seven birisi.
Bir gün arabasını satlığa çikarmış. Çok kişi alıcı çıkmış. Birisi Hoca ile karşılaşır. Arabayı Hoca'ya sorar, Hoca hemen kalem kağıt çıkarır. Adama adını soyadını sorar. Adam da gariban ne oldu Hocam, suç mu işledik der;
- Hoca da "hayır"der, " arabamı isteyenlerin 25.sisin" der.
Konumuz aslında bu değil. Sözü Selim Hocama getireceğim. Bu arada bu ayrıntıyı da anlatmalıydım.
Mağlumunuz liseler üç, dört yılda bir Bakanlık müfettişleri tarafından denetlenir. Günün birinde Bakanlık müfettişleri Terme Anadolu Lisesi"ne teftişe gelmişler. İdareyi ve sınıfları teftiş ettikten sonra müfettişler öğretmenlerle toplu bir toplantı yapmaya karar vermişler. Haber öğretmenlere duyurulmuş ve belirtilen saatte bütün ögretmenler ögretmenler odasında belittilen saatte toplanmışlar, müfettişleri beklemeye başlamışlar.
O arada Selim Hoca, Seyfi Hoca'ya hitaben;" Hocam sen bu konularda tecrübelisin, ne yapalım"? diye sormuş. Seyfi Hoca:
-"Hepimiz birer kağıt kalem alalım, toplantıdaki konuşmaların önemli yerlerini not ederiz, bu da müfettişlerin hoşuna gider" demiş. Bu görüş herkesin hoşuna gitmiş, alelacele herkesönüne kalem kağıt almış. Birazdan müfettişler toplantıya çıkagelmişler. Bu durumu görünce şaşırmışlar ve içlerinden birisi:
- Biraz da şaka yokuyla " Ne oluyor size? Birinci sınıf çocukları gibi kalem kağı önünüze olmışsınız. Arkadaşlar rahat olun, kalem kağıtler cebe" demiş. Tabi bu arada gülüşmeler. Ortalık yumuşamış, hoş ve samimi bir hava oluşmuş. Ancak Seyfi Hoca'nın yüzü gergin bakışlarıyla dikkat çekiyormuş.
Değerli dostlar; böyle yazılacak ve ders alınacak çok anılarımız var. Vakit ayırıp yazmak lazım. Yazılan satırlar unutmaz. Hafızalar unutur. Belki ileride biri cıkar da okur, ders alır, bizi hayırla anar ve de dua eder. Yoksa tarihin derinliklerinde unutulur gideriz. Rabbim bizleri bir imtihan vesilesiyle gönderdiği musibetlere karşı sabretmeyi ve salih kullarından olmayı cümlemize nasip eylesin. Bir daha mi yazımla buluşmak üzere Allah'a emanet olunuz. SELÂM VE DUÂ İLE.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.