1998-99 eğitim- öğretim yılıydı. Terme Kocaman İlkokulu'ndan Sarayköy İlkokulu'na tayinim çıkmıştı. Kendim 1. Sınıfta okutup 2. Sınıfa geçirdiğim o güzel yavruları bırakıp, başka bir okula tayin isteyip gitmenin hatalı bir davranış olduğunu daha sonra farkettim. 2. Sınıfa başladıktan yaklaşık bir ay sonra öğrencilerimin göz yaşları arasında oradan ayrıldım. Bir sene önceden me'zun ettiğim öğrencilerden beni pek arayan yok ama o yıllarda az da olsa okuttuğum öğrencilerin bir çoğu değişik vesilelerle beni arıyorlar. Muhtemelen bütün öğretmen arkadaşlarım için durum böyledir. Çünkü o zamanlar "vefa" vardı. Şimdi ise, malesef "vefalı insan" bulmak zorlaştı. Varsa da araştırdığında geçmişine o kişiyi bağlayan bir bağ vardır. O bağ kopmamış demektir. Rabbim bizleri Kur'an-ı Kerim'in tabiriyle; (VE'TESİMU BİHABLİLLÂHİ CEMİAVVELÂ TEFERRAKU): " Allah (cc) unun İpine topluca sarılınız. Ayrılığa düşmeyiniz" buyurmaktadır. Rabbim bizleri O'nun ipine sımsıkı sarılmayı ve asla birbirimizden kopmamayı nasip eylesin.

Sarayköy İlkokulu'na geldiğimde 4. ve 5. sınıfın bir arada olduğu bir sınıf verdiler bana. Sınıf mevcudu 20'nin altındaydı. Terme'den 2 km uzakta zengin bir köyde "birleştirilmiş sınıf" mı olur? dersiniz. Evet dediğim doğru maalesef. Zengin Saray Köylüler çocuklarını zaten şehrin iyi okullarında okutuyorlardı. Birleştirilmiş sınıf okutması noktasında tecrübeliydim. Çünkü 8 yıllık öğretmenliğimin 6 yılı "birleştirilmiş sınıf" okutmakla geçmişti.

Sınıfın düzeyi pek iyi görünmüyordu, ödev yapma alışkanlıkları zayıf, defter düzenleri bozuk, bilgi seviyeleri düşük görünüyordu. Tabi ki ben burada hiç bir öğretmenimi kusurlu bulmuyorum. Prensip gereği öğrencilerin en kısa sürede eksiklerini gidermeliydim. Aldığım seviyeden yukarıya doğru öğrencilerin seviyelerini çıkarmalıydım. Bunun da prensipleri vardır. Öğrencileri bıktırmadan incitmeden özverili bir anlayış içerisinde söz konusu prensipleri uygulamalıydım. Bu prensiplerden birisi de düzeye uygun ödev verip, verilen ödevi takip etmektir. Ben de öyle yapmaya çalışıyordum. Olumlu yönde sinyaller alınca da mutlu oluyordum.

Hiç unutmuyorum; Hasan isminde bir öğrencim vardı. Bu öğrenci hiç ödev yapmadan okula geliyordu. Gerekli ikazları yapıyor, yarın mutlaka ödevini yapmadan gelme diyordum. Hasan gene ödev yapmadan okula gelince, doğrusu biraz hırpaladım. Bir gün sonraki durumunu tabi ki merak ediyorum.
Bir gün sonra derse girdiğimde ilk işim Hasan'a ödevini sormak oldu. Hasan gene ödevi yapmadan gelmesi üzerine, neden ödev yapmadan geldiğini söylemelisin Hasan? Ben bunu bir öğretmen olarak bilmeliyim dedim.

Hasan! çekinerek, korkarak ve de ağlamaklı bir dille şöyle cevap verdi.

-Öğretmenim: Biz 6 kardeşiz .Ablamdan sonra evin ikinci çocuğu benim. Babam hasta çalışamıyor, evde elektrik yok, ekmek de yok. Öğleden sonra eve vardığımda bizimkiler hemen boya sandığını bana veriyorlar, Boya sandığı omuzunda olduğu halde yürüyerek Terme'ye iniyorum, ekmek parası kazanmaya calışıyorum. Bazen de hiç bir şey kazanmadan akşam karanlığında eve dònmek zorunda kalıyorum. Küçük bir çocuğum diye müşteriler pek beni tercih etmiyorlar dedi. Ama mecburum. Çünkü benden başka çalışacak kimsemiz yok. Bazen eve dönüşüm akşam karanlığında oluyor. Yorgun oluyorum öğretmenim, evde elektrik de yok zaten. Onun için ödevimi yapamıyorum dedi.

Bu söylemi karşısında duygulandım, boğazım düğümlendi, O'na karşı ödevini yapsın diye yaptığım yaptırımın yanlış olduğunu anladım. Bir kez daha bir öğretmenin "veli ziyareti" yapmasının önemini anladım. Bir kez daha "öğretmenlik" sınıfa, okula hatta hayata sığmayacak kadar engin bir meslek olduğunu öğrendim. "Hatalarımızdan çok şey, doğrularımızdan az şey öğreniriz" sözünün ne kadar doğru bir sòz olduğunu öğrendim. Rabbim; hatalarından çok şey öğrenip hayatına yön verenlerden eylesin...Âmiiin. Selâm ve Duâ ile...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.