Birincisi aşının birincisini oldum.

İki seçeneğm olduğunu söyledi, diğerini bilmiyorum ama hangisini uygun görüyorsan onu yap dedim. Astra Zeneca aşısını yaptı.

Yüzünün dörte üçünü kapatan maskesiyle '' Beni tanıdınmı '' diye sordu.

Ben bu maskeyle sizi nasıl tanıyabilirim ki diye sorunca,maskesini sıyırınca uzun yıllar ev doktoru diye çağrılan doktorumdu.

Sen 7 yıl önce emekli olmamımıydın diye sordum. Evet ama yalnızca aşıya yardım etmek için çalışıyorum, çok personal ihtiyacı var o nedenle çağırdılar dedi.

Dünya tatlısı Polonyalı bir hanım doktordu.

Astra Zeneca hangi ülkede üretiliyor diye sordum, hiç bir bilgim yok dedi.

Tam da dediği gibi oldu. Hafif bir ateş ve yine hafif bir mide bulantısı.

İkinci peryod için bir buçuk ay sonrasına zaman ayırdı ve randevuyu sakın kaçırma diye tembih etti. Hiç kaçırırmıyım dedim.

Derecesiz mutluydum, çünkü ikinci aşıyı olduktan so0nra dünyanın dört bir yanına dağılmış sevdiklerime kavuşacaktım.

Ferdtjens imkanı harikaymış, telefon ediyorsun kocaman bir münibüs geliyor ve seni istediğin yere götürüp geri getiriyor.

3 şoför de Somaliliydiler. Raslantı işte.

Üçüne de uzun uzun Nutuk attım. Birinin anlattığı çok ilginçti.

'' İki ay önce Somaliye gittim, her kesin gözü Türkiyede. Mopetlere, arabalara Erdoğan fotoları koymuşlar ve Erdoğan yazmış her kes '' dedi. Tabi ki çok sevindim. Kırk yıldır İsveç'te yaşarım böyle bir Türkiye hayranlığına bu son bir kaç yıldaki gibi hiç şahit olmadım.

İkinci durağım, belediyenin bana vermeyi kararlaştırdığı elektrikli tekerlekli sandalyeyi prova ettim.

Tanrım o ne güzel bir aletti karar kıldığım.

Düşünebiliyormusunuz evimin önünde yapılmış özel park yerinde, bindiğinde seni istediğin yere götürecek mükemmel bir araç.

İnanırmısınız yarım saat kullandım aracı ve sağlığım yerindeyken, böylesine bir konforum yoktu.

Terapestle oldukça sert bir tartışma yaptım ve seni istemiytorum, başka bir terapest istiyorum dedim. Buna hakkım var değilmi diye sordum. Tabi ki var ama neden dedi.

İki satır yazman için üç ay uğraştırdın beni. Top gibi bir oraya bir buraya gönderdin. Üç ayda bir kitap yazılırdı sen iki satır yazamadın. Sana bir şey söyleyeyim Avukatıma söyleyeceğim ben ölünce tüm aletleri sana versinler diye vvasiyet yazacağım. Benim ihtiyacım yok ki dedi. Ama ben senin gözlerine bakıyorum ve senin kesinlikle bu aletlere ihtiyacın olacak, bunu görüyorum dedim.

'' Sen insan değilsin, nasıl bir varlıksın bilemiyorum. Sportlov du, Posktu derken işi uzattıkça uzattın. Bak kızım hayat yemek içmek ve düzüşmekten ibaret değildir, azıcık başkalarının derdini dert edinmek lazım'' dedim. Bir şeyler söylemeye çabalayınca '' Cehenneme kadar yolun var, seni ne duymak ne de görmek isriyorum dedim.

Söylediklerimin çok ağır olduğunun farkındaydım ve bu kadın hayatı boyunca bunu unutmayacağından eminim. Sandalye ile ilgili tüm uğraşımız bir saat sürdüğü halde tek kelime çıkmadı ağzından.

Tüm söylediklerimi yazıp ayrıca belediyede bu işlerle sorumlu yöneticilere gönderdim.

GERÇEKTEN HAK ETMİŞTİ BUNU ..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.