Bir büyük bahçe hatırlıyorum. Arnavut kaldırımı taşlarla kaplıydı.Pek çok yerine daire şeklimde kilimler beyaz örtüler serilmiş. Örtülerin üzerinde yer sofraları; kilimlerin üzerinde minderler.Ben diyeyim 5 siz deyin altı belki de daha fazla.Ortada bir ocak şeklinde dizilmiş taşların ortasında alev alev yanan odunlar. Ateşin üzerini taşlara oturan bir sac kaplıyor.
Ramazana onbeş gün falan var. Kadınlar hamur açıyor. Açtıkları hamuru sacın üstüne atıyor, bir kaç saniye bekleyip ters çeviriyor, sonra bir yufka dizisinin üstüne koyuyor. Yufkalar dizi dizi yükseliyor.

Biz çocuklar o koca bahçede koşup eğleniyoruz. Bazen birimiz yufka açanlardan birine sokuluyor o da elindeki yufkayı sacın üzerinde daha az tutup henüz yumuşakken tekrar sofranın üzerine alıyor, içine tereyağ sürüyor, varsa peynir (biz ekşimik derdik) koyuyor, dürüm yapıp (buna da çepit derdik) eline veriyor. Acıkan sokuluyor, çepitini alıp oyuna devam ediyor. Koş Allah koşuyoruz. Bir uçtan bir uca.

Gün sonunda yufkalar sayılıyor, herkes nüfusuna göre yufka alıyor; dağılıyor. Gelirken de ununu ona göre getirmiştir.

Bu yufkalar, ramazan boyu sahurlarda börek olup mis kokular saçıyor.

O tat, o mis koku sahura kalkmamız için dayanılmaz bir cazibe yaratıyor. Ertesi gün öğlene, bilemedin ikindiye kadar da tutsak orucu, hiç bir şey bizi o mis gibi börek kokan sahura kalkmaktan alıkoyamaz.

Kokusu hala burnumun direğini sızlatır....

***

Anne daha çok var mı iftara?
Az kaldı, acıktınız mı?
Hadi size ekmek yapayım, top bayırına gidin orda bekleyin.

Annem dört dilim ekmek keser, üzerlerine sana yağı sürer, sonra yağlı yüzlerini birbirine kapatır. O zaman poşet yok. Temiz bir beze sarar, içine biraz peynir biraz zeytin. Mevsimiyse kardeşimle bana birer tane taze soğan ya da sarımsak.

Top bayırı yakındı bize. Ama normal yoldan gidersek uzun gelirdi. O yüzden bahçeler içinden tırmanırdık bayırı.
Bayır dediğim dik bir yamaç, bitiminde düz bir alan. Ramazan dışında top oynardık orda.

Kuşlar gibi bekleşiriz. Kalabalık olduğumuz için arada oyun da olur, açlığımızı unuturduk.
Topçu amca ne zaman patlatacaksın topu?
Az bekleyin kandiller yansın.
Hocanın sesi gelir uzaktan ezana başlar, kandiller yanar, Topçu amca önceden doldurup hazırladığı topun fitilini ateşler. bizi de uzaklaştırır toptan.
Tıkarız kulaklarımızı, bir gümleme sesi.
Çimenlerin üzerine sereriz bezlerimizi, ,işte bizim iftar soframız.
Hadi bismillah, 'Allah'ım senin rızanla açtık orucumuzu'.......

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.