İnsanlar biri birinin hayatına giriyor....Kardeş olarak, arkadaş olarak, sevgili olarak, eş olarak, düşman olarak, patron olarak, işçi olarak, dost olarak...daha nice şekillerde...envai türlü nitelikte...

Süzülerek ve yumuşacık olduğu gibi, bir hışımla, bir fırtına gibi de girebiliyorlar biri birlerinin hayatına...

Ve tam da orada başlıyor hikayeler...

“....Demokratik Özerklik çözümünü gerçekleştiremedik. Bunun için gerekli müzakere, uzlaşma oluşmadı. Bu gerçekleşmedi ve bu biçimde de artık gerçekleşmeyeceği kanıtlanmış oluyor. Bu durumda yeni bir eylemi, stratejik değişikliği, Devrimci Halk Savaşı’nı gündeme getiriyoruz.."

Tarih NİSAN 2015 Yani 7 HAZİRAN seçimlerinden de önce...
Devam ediyorlar:

"....Devrimci Halk Savaşı kırda ve şehirde dengeli bir biçimde yürütülecek bir savaştır. Bu, daha makul ve sonuç alıcı görünüyor. Şimdiye kadar yürüttüğümüz savaş, sadece kıra dayalı yürütülen savaştı. Bizi yenilmez kıldı, direniş içinde tuttu, ama kesin zafere ulaşmamızı da engelledi. Bedeli çok ağır olacaktır. Sonucu çok belli olmayan riskli bir olaydır. Bu bakımdan da biz, Devrimci Halk Savaşı’nın zemini olarak bunu esas alıyoruz. Onun için geçen yıldan beri dağda, ovada, şehirde bütünlüklü bir savaştan, savaş güçlerinin her yerde mevzilenmesi, örgütlenmesi gerektiğinden söz ettik. Buna göre yeni bir yaklaşım içine girdik. Bu anlamda savaş zeminimiz değişmektedir. Bütün planlamalarımızı bu değişikliğe göre yapmalıyız”
Yani? Yani BARIŞ VE ÇÖZÜM SÜRECİ filan hepsi hikâye…

Hepsi yeniden toparlanmak için bir soluk bir araç olarak görülmüş, fırsat olarak görülmüş.

Öyle anladık ki diyor PKK, sadece dağlarda yürütülen savaş “kesin zafere” ulaşılmasına yetmiyor, bundandır Demokratik özerklik için şehir savaşının zorunlu olduğuna karar verdik.
Bu yeni stratejik açılımın tarihi NİSAN 2015 ve iki ay sonra 7 HAZİRAN seçimlerinde alınan yüzde 13 lük zafer bile bu karardan döndüremiyor kendilerini.

Bugün Cizre, Nusaybin, Silopi, Şırnak, Diyarbakır gibi sivil yerleşim merkezlerinde, mahalle aralarında yürütülen savaşın sebebini PKK`nın kendi yayın organı olan SERXWEBUN'dan aktardım.

Orada rastgele bir şeyler olmuyor bilin istedim.
Orada bu hendekler boşuna kazılmıyor, mahalle aralarına mayınlar boşuna döşenmiyor, Tahir Elçi’ler boşuna ölmüyor oralarda.

Nisan 2015`de kapsamlı olarak resmi yayın organlarında anlatılmış 15 Temmuz 2015`de KCK Yürütme Kurulu üyesi Beşe Hozat tarafından kamuoyuna duyurulmuş ŞEHİR SAVAŞI uygulanmaktadır.
Okullarıin okunmaz, hastanelerin tedavi olunmaz, yolların yürünmez, çarşıların alış veriş yapılamaz hale getirilmesi hepsi ama hepsi ŞEHİR SAVAŞI planının bir parçası.
Ancak plan tutmamıştı.

PKK Yürütme Komitesi üyesi Duran Kalkan geçtiğimiz hafta içerisinde gezicilere, solculara, "...Kürdistan yalnız bırakılıyor, Kürt direnişi yalnız bırakılıyor...." diye sitem ediyordu.

1 Kasım’dan evvel çatışma ortamının Kürt oylarının HDP’ ye kayma trendini güçlendireceğini hesap ederek milletvekili sayılarını yüze çıkaracağını söyleyen Demirtaş’giller seçimden sonra çark ettiler : “Halk henüz özyönetime hazır değildi.”
Ama hiç bir şeyde değişmedi.

Aldıkları devrimci halk savaşı kararını bir türlü düşündüğü gibi hayata geçiremeyen, halk ayaklanmasını bir türlü başlatamayan, ülkenin batısında aradığı desteği bulamayan örgüt gözü daha da kararttı daha da yoldan çıktı.
Şehir içinde sokaklara mayın döşemek, mahalle aralarında roketatarla savaşmak bu yoldan çıkmışlığın ürünü.

27 Eylül günü Bismil’de Sokak arasında polisle çatışırken roketatarla 8 yaşındaki Elif Şimşek`in kafasını uçurdular. Rahmetli TAHİR ELÇİ düzenlediği basın toplantısında yapmayın, sivil yerleşim merkezlerinde savaşmayın çağrısı yaptı. Ancak nafile.

KCK` nın strateji yazarlarina bir hatırlatmam olacak;

Dünyada şehir gerillacılığının kitabını Uruguaylı Tupamaro' lar yazmıştı. Daha da açayım, teorisyenleri Abraham Guillén Güney Amerika’daki şehir gerillası felsefesinin temelini attı. Tupamaro’ların akıl hocasıydı. Kitaba söyle yazdılar: şehir içerisinde asla bombayı bir çatışma aracı olarak kullanmazlardı.

Niçin? Çünkü bomba mermi gibi değildi etki alanının kontrolü yoktu. Bombayı şehir içerisinde kullanırsanız kimlere ne kadar zarar vereceğine siz karar veremezsiniz.

Temel olarak şehir içerisinde kontrolünü sağlamayacakları çatışmalardan kaçınırlardı aslında.

Bu işin kitabini yazanlara göre şehir gerillasının savaşı terörizm olmayıp, devrimci sürecin bir halkasıydı. Devletin zayıf noktalarına sürekli olarak saldırarak devleti yıkmak ve onun yenilmezlik mitini yerle bir etmek için tasarlanmıştı.

Böyle yok, mahalle arasına mayın döşemek? Sokak arasında roketatar kullanmak? halkın arasına karışıp çatışmak?
Yok, böyle bir şey yok!..

Neye yanalım şaşırdık..

ŞEHİR SAVAŞI stratejinizin yanlışlığına mı yoksa onu da yanlış okumanıza mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.