İslam’ı din olma yanında araştırma alanı olarak gören bazı düşünürler ve hocalar arasında bir savrulma yaşandığına şahit olunmaktadır.

Akıl-Nakil dengesini dikkate alarak bir din telakkisi oluşturmaya çalışanlar rivayetlerden uzaklaşıp Kur’an’ı esas alan okuma yapmaktaydılar. Fakat bazı okuyanlar rivayetçileri kendi silahıyla da vurmak amacıyla rivayet madenciliğine de giriştiler.

Unutulan bir şey vardı, Şeytan büyük bir düşmandır ve insanlara duymak isteyecekleri şeyleri uydurmada çok mahirdir. Bu vesveseciler bilinen insanlar ve bilmediğimiz başka yaratılmışların birbirleriyle yardımlaştığını ve benim diyen insanı dahi aldatacak maharet sahibi olduklarını Kur’an bize bildiriyordu.

Neticede rivayet madencileri zayıf düştükleri bu anlarda felsefenin delici soruları karşısında çıplak yakalandıkları anların travmalarının birikmesiyle bir süre sonra inandıkları ama hak vermedikleri bir dinin sahibi durumuna düşmeye başladılar. Bu gevşeme dinin hedefleri konusunda da sapmalara sebep olabiliyordu.

İnsanlık tarihine bakıldığında insanın en büyük motivasyonunun yönetme, hüküm sürme, hüküm sürenin tarafı olma mücadelesi olduğunu görüyoruz.

Kur’an’a baktığımızda da bu mücadeleyi hayatın tam merkezine koyduğunu görüyoruz. İş o noktaya ulaşıyor ki Allah bizzat kendini insanlar arasındaki bu mücadelenin tarafı olarak konumlandırdığını hatta intikamdan bahsettiğini görüyoruz.

Bir inanan için, Allah’ın tarafı olduğunu hissetmek, onun boyasıyla boyandığını göstermek en büyük motivasyondur. Kur’an’ın hayatı bu şekilde değerlendirmesini dönemsel bir duruş olarak görme gafletine düşenler. Dini bir iyilik hareketi olarak görmeyi bir maharet, bir entelektüel seviye sayanlar, Kur’an’ın inanan insana yüklediği en büyük misyonu göz ardı ederek hem en büyük motivasyondan mahrum kaldılar hem de karşı cepheye yaranmanın insanı çürüten etkisine maruz kaldılar.

Gücü eline geçiren zalimlerin zayıf duruma düşenleri topluca öldürdüğü, yurtlarından çıkardığı bir dünyada zayıf düşenler adına bir şeyler yapmaya çalışanları ahlak’a, yumuşaklığa, zalimlere yardım edenlere karşı empatiye çağıranlar . Bana insanlığından söz et dindarlığını ( İslam’ın dindarlık tanımı; Allah adına zalimlere karşı mücadele vermektir) Allah’a göster diyenler, tam da insanların öldürülmesine , yurtlarından çıkarılmalarına çanak tutanlar olduklarını anlamıyorlar.

Tehlike kapıdayken meleklerin cinsiyetini tartışıyorlardı deyip papazların aymazlığını dile getirirken tehlikeyi savmak için hayatını ortaya koyanların destekçilerine ahlak polisi kesilmek aynı kafadır. Yanlışı, günahı olanın cezasını Allah verecektir, dünya ne zaman günahsızların dünyası oldu ki? Bu günahkarları taşlamakla nam yapıp zalimle mücadeleyi unutmak şimdi bu savrulanların yeni elit(!), ulvi(!), insancıl(!) uğraşları oldu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.