Yıl 1971, 12 Mart cuntası bir silindir gibi geçiyor İstanbulun üstünden.

Şişlide oldukça lüx bir apatmanın genişçe bir dairesinin bir odasındayız. Ta liseden bir arkadaşımın evi burası.

Dalmışız heyecanlı bir konuşmaya. Devrim, işçi sınıfı, Filistin, falan filan.

Ertesi günü Veznecilerdeki Site öğrenci yurdundaki odamdayım. Üç kişi kalıyoruz bu odada.

Sabahın onu, henüz elimi yüzümü yıkamamışım. Kahvaltı yapmıyorum zaten. Merkez binadaki Turan emeksiz lokantasındaki ucuz yemeğe gitmek için bekliyorum. Ne kadar geç gidersem o kadar iyi, böylece bir kaç övünü bir keret te kurtarma peşindeyim.

Kapı çalındı, yurt çalışanı misafirim olduğunu söyledi.

Benim genellikle misafirim olmazdı. Çok öğrenci arkadaşım vardı ama, onlar geldiğinde kural falan dinlemez dalarlardı içeriye.

Ana kapıdaki misafirlerin oturduğu yere inince çok şaşırdım. Dün gece evinde misafir olduğum arkadaşımın annesiydi gelen.

Oldukça aristokrat ve afilli olan bu hatunla konuşmak bile kolay değildi hani. Oysa kadın öğrenci yurduna, beni görmeye gelmişti.

Oturduk, daha bir kaç kelime söyledi söylemedi, dün gece evlerinde arkadaşımla yaptığımız o heyecanlı konuşmayı dinlemiş oloduğunu anladım. Zaten kendisi de saklamadı.

Memleket karışık, gençler biri biri ardına öldürülmekte, dar ağaçları kuruluyor gençler için.

Ana yüreği bu, tetikte olmazmı hiç. Biz konuşurken dayamış kulağını kapıya, dinlermiş her dediğimizi.

Oğluna söz geçiremeyeceğini, söyleyeceklerinin ters tepip her şeyin daha da kötüye gidebileceğini düşünüp, en iyisinin benimle konuşmak olduğuna karar vermiş.

'' Oğlumu bu işin içinden kurtar, elini ayağını öpeyim, ne olursun oğlumu bu işlere sokma '' derken gözlerinde yaşlar sicim gibi akmaktaydı.

Oğlunu benim bu işlerin içine soktuğumdan veya sokacağımdan o kadar emin konuşuyordu ki ... Haklıydı da. Solculuk fakirlerin meşgalesi olabilirdi ancak ve ben fakirdim. Oysa onlar çok, ama çok varlıklıydılar.

Kadına söz verdim, arkadaşımla yani oğluyla konuşacağıma.

Ertesi gün, arkadaşımı bir baba edasıyla karşıma alıp, bu işin kendisine göre olmadığına ikna ettim ve o da ikna oldu.

O da ben de 23 yaşlarındaydık.

Ben nasıl o yaşta baba oldum hala bilemem.

Arkadaşım fakülteyi bitirip yüksek bir kariyer sahibi oldu.

Annesi muhtemelen değil, kesinlikle rahmetlik olmuştur.

O zamanlar altmışındaydı zaten.

Gönlü rahmet istedi zahir.

Allah gani gani rahmet eylesin ...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.