Son yıllarda fikir konuşmak yerine kişi yarıştırmak, hoca tokuşturmak, konuları delilleriyle tartıp tartışmak yerine itham yaftalama ve iftira yoluyla karşısındakini itibarsızlaştırarak imha etmek moda oldu. Kendi tezini delilleriyle kamuoyuna sunmak yerine "anti" olmak ve birilerini şeytanlaştırmak/ötekileştirmek daha kolay bir yol çünkü...
Öncelikle dinî konu olduuğunda muhatabınız ne yapıp edip meseleyi konudan bağımsız olsa da kendi kafasında taşlamayı adet edindiği birine ya da bir kesime getiriyorsa orda en hafifinden saplantı vardır. Bu saplantıların en meşhuru "Yahudiler"dir. Her taşın altında bir Yahudi arayanlardan tutun da Tüm sorunların kaynağının hükümet olduğunu düşünen ya da herşeyin sorumlusunun Şiiler olduğunu savunan ya da herşeyin sebebinin Sünni kültürden kaynaklandığını, problemlere tümüyle hadislerin sebep olduğunu sanan herşeyi tek bir sebebe bağlayan tüm kötülüklerin merkezini tek bir şeyde bulan o kadar çok insan var ki...
İslamoğlufobya da bunlardan biri. Birşey konuşuyorsunuz konuyu muhatabınız İslamoğlu'na getiriyor. Çünkü biliyor ki konunun kendisini delillerle konuşmak yerine İslamoğlu'na ait haklı ya da haksız kırpılmış ya da tümüyle bir sansasyonu konuşmak olayı o kısırdöngüye hapsetmek daha kolay...

Mustafa İslamoğlu üretken velûd bir ilim adamıdır.

Yazın hayatının başından beri de eleştirel yaklaşımıyla öne çıkmıştır. Eleştirmek toplumda bazı kesimlerde rahatsızlık uyandırır çünkü yerleşik sistemleri sarsar. Buna kendi üslubu da bir hayli katkı sağlar. Bu yüzden de özellikle son döneminde Mustafa hoca tartışmaların odağında bir isimdir. 

İslamoğlu'nun muhatapları O'nun tezlerini ya da anti tezlerini delilleriyle cevap vermelidirler ki böyle çalışmalar da mevcut. Ancak ekserisi İslamoğlu ile soğukkanlı bir zeminde tartışmak yerine hakareti ve iftirayı seçiyorlar, operasyon çekerek itibarsızlaştırmayı. Söylemediği şeyleri söylemiş gibi yansıtmayı, ajan olduğundan tutun da ailevi mahrem hayatına kadar iğrenç bir iftira kampanyasını...

Bu durumda hangi Müslüman olsa bırakınız Müslümanlığı hangi insaf ehli olsa durun yahu ne yapıyorsunuz demeli. İşte ben de onu dedim yıllardır. 
Kardeşlik hukuku kardeşine haksızlık yapıldığında kardeşinin bazı fikirlerine katılsan da katılmasan da O'nun yenen haklarını savunmanı gerektirir. İşte ben de tam bunu yaptım. Ama böyle davranınca muhatabınız a evet ya biz bu adama galiba haksızlık yapıyoruz eleştiride tenkid ahlakını aşmışız hakka girmişiz demiyor diyemiyor. Peki ne diyor? Sen İslamoğlucusun! diye çemkirmeye başlıyor...

Şayet bir İslamoğluculuk varsa ben İslamoğlucu değilim.

Çünkü Fikrî ekolüm bunu doğası gereği reddediyor. Çünkü Kişi merkezliliği başından reddediyorum. Hiçbir yapı, cemaat ya da kişinin ekseninde bir İslami mücadelenin yürütülemeyeceğini savunuyorum. Eksen İlkelerdir ve ilkelere uyan herkesle ortak yürüyüşteyizdir. Hiyerarşik yapılanmaları değil ilkeler etrafında yatay buluşmalar/halkalanmaları yöntem oplarak benimsiyorum.

Akabe camiasında yetişmedim Haksöz-Özgürder Camiası Kur'ani bilinçlenmeme vesile oldu. İzmit merkezli Kur'an Nesli Dergisi ile de yıllar boyunca gençlerle beraber Vahyin aydınlığında yürümeye gayret gösterdik. Tanıyanlar bilirler nerde Kur'an'ı anlama çabası varsa gücümüz yettiğince katkı vermeye çalıştık...
Ama İslami Kimlik İlkeleri merkezli bakış açım sebebiyle Kur'an'ın ilkelerini, Kur'an'ın bilincini, Kur'an ekseninde var olan sağlıklı mutedil Ehl-i Rey'in Sünnet anlayışına sahip herkesi kendimden görüyorum. Bu çizgidekilderi ayrım yapmadan her cemaati/yapıyı da kendi cemaatim görüyorum. Onların etkinliklerine katkı sağlamaya çalışıyorum. İbni Teymiyye'yi, Çekmegil'i, Said Hatiboğlu'nu, Kutub'u, Mevdudi'yi, Ali Şeriati'yi, Ercümend Özkan'ı, Malik b. Nebi'yi, Faruki'yi İslamoğlu'nu, Hamza Türkmen'i ve daha nicelerini okudum hepsinden Allah razı olsun... 

1,5 yıl kadar iş olarak da Kur'ani Hayat'ın genel yayın yönetmenliğini yaptım ama ondan önce de kime yapılırsa yapılsın haksızlık gördüğüm şeylere karşı çıktım. Şimdi başka bir zeminde çalışıyorum ve milim değişiklik ne daha önce ne şimdi yaşamadım. 

Mustafa hocayla bir dizi Vahiy ve Hayat programı yaptık.

Moderatörlüğünü yürttüğüm program esnasında bir kez olsun bana şöyle diyeceksin şu soruları sormayacaksın ya da izleyiciden gelen şu soruları neden sordun demedi. Aksine fikir özgürlüğü açısında benim elimi rahattı canlı yayınlar boyunca... 

Ayrıca Haksızlığın kendisine karşı çıkmam Haksızlığa uğrayanın herşeyini sahiplendiğim anlamına gelmiyor. Kendisinin üslubuna bazı çıkışlarına karşı çıkabilirsiniz bu en doğal hakkınız ama bu kimseye hayali şeyleri-iftiraları birine yapıştırma cüreti vermemeli... 

İbni Teymiyye'ye haksızlık yaparsanız O'nu savunurum İbni Teymiyyeci olmam, İhvan'a Mevdudi'ye saldırırsanız savunurum Mevdudici olmuş olmam, Mustafa Öztürk'ü bir çok konuda eleştirmeme rağmen konuşmasını engellerseniz buna karşı çıkınca tarihselci olmayacağım gibi ya da bir türbeyi patlatan daeşçilere karşı çıkınca tasavvufçu olmayacapım gibi... Hatta onları bırakın fikren çok zıt noktada duran birine mesela bir ateiste haksız yere insafsızca zulmederseniz Onu da savunurum. Çünkü Okuduğum Kitabullah günahım kadar sevmediğim birini bile adalet namına savuınmamı emrediyor bana... 
Mustafa İslamoğlu kendi şahsına münhasır bir ilim insanı demiştim. O yüzden 40 yıla yaklaşan ilmi hayatında binlerce konuda binlerce fikri olan birinin herşeyine katılmak da o kişiyi lanetlemek de tam bir akıl tutulmasıdır. Bizim yapmamız gereken bu ilmî çabaya teşekkür etmek, istifade etmek ve yanlış-eksik gördüğümüz bir şey varsa da gerekçeleriyle birlikte belirtmektir/eleştirmektir.

Ben İslamoğlu hocayı 2000'den beri okurum ama sadece onu okumam onunla birlikte yüzlerce İslam mütefekkirini ve gayrimüslim düşünce insanını da takip ederim okurum faydalanırım. Kendisiyle ilişkim düşünsel olarak aynı ekole mensup olmaktan öteye geçmez. Hiyerarşik bir ilişkimiz zaten hiç olmamıştır kendisi de bunun tam aksine hangi tabela olursa olsun ekol birlikteliğine vurgu yapar. 

Çok farklı kesimlerden dinlerden bir çok arkadaşımız ilişkide olduğumuz hukukumuzun olduğu bir çok kesim var. Müslümanaların tüm renklerinden bilakis. Dolayısıyla hakkımda üretilen onlarca yaftalamadan sonra bir de İslamoğlucu denmesi sadece bunu diyenlerin cevap veremeyişlerini-acziyetlerini gösterir. Olur olmadık her konuya Ama İslamoğlu da böyle diyor diye zıplamanın alemi yok.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.