- Önce hep birlikte bir konuda mutabık olalım; dini hiç bir oluşum (Mezhep, meslek, meşrep, cemaat vs) işi siyaset olan, devleti dolandırıp milleti soyan herhangi bir gazetenin çatısı altına ALINAMAZ.

- Bir kurumun kendini herhangi bir zümrenin SÖZCÜSÜ ilan etmesi sadece bir İDDİADAN ibarettir.

- O zümrenin muteber kabul ettiği VEKALETLE vazifeli isimler o camianın esaslarını FİİLEN muhafaza ederler zâten.

- Bu kadar genel ve ön bilgiden sonra artık ÖZEL ve ESAS hadisata geçelim.

1- Zübeyri çizgi ; Bediüzzaman Hz’nin talebesi Zübeyir Gündüzalp Ağabeyimizden izin alıp Mustafa Polat ve Salih Özcan Ağabeylerin KURDUĞU ve çizgisinde yürüyen gazete (ittihad) 1969 yılında kuruldu ve 1971 yılında KAPANDI bitti.

gazete (ittihad) 1969 yılında kuruldu ve 1971 yılında KAPANDI bitti.

2- Daha sonra açılan Yeniasya asla tasvip EDİLMEDİ hatta Zübeyir Ağabeyimizin yazdığı 19 maddelik esasların hepsini ÇİĞNEDİLER. Kuruluşu sırasında yine talebe bir Ağabeyimiz başına geçecekken gerekli bir maddi kaynak engellenip, parayı (Demirel aracılığıyla) getiren Kutlular kaşla göz arasında imtiyaz (ve tek söz) sahibi olarak gazetenin BAŞINA geçirildi.

19 MADDEDE YENİACİA DOSYASI

3- Bundan sonrasında Zübeyir Ağabeyimizin hasta yatağından 3 kez kalkıp aynı matbaada hem bu kirli siyasi gazetenin hem de Risalelerin BASILMAMASI ve ayırmaları gerektiğini söylemesine RAĞMEN değişen birşey olmadı. Sonraları ise her yıl andıkları ve çizgisinde olduklarını iddia ettikleri Zübeyir Ağabeyimiz diğer bir çok talebe gibi hastalığı artarak şüpheli bir şekilde şehit edildi.

Zübeyir Ağabeyimiz diğer bir çok talebe gibi hastalığı artarak şüpheli bir şekilde şehit edildi

4- Tabi o zamanlar sosyal medyanın olmaması ve iletişimin düşüklüğü sayesinde, MÜNTESİPLERİ; gazete yönetiminin zorla veya hile ile bir çok Nur medresesini gasp ettiğini de, Nur dede diye tanıttığı Demirel'in masonluğunu da YILLAR sonra öğrenecekti.

Nur dede diye tanıttığı Demirel'in masonluğunu da YILLAR sonra öğrenecekti

5- Hatta bir Kurân tefsiri olan Risalelerin basıldığı matbaada ViladıAzad adında bir PKK dergisi, kumar içerikli ganyan dergisi, pornografik müstehcen içerikli dergiler ve Perinçeğin Aydınlık gazetesinin dahi basılıp yayınlandığını, gasp ettikleri ve tv bile izlenmeyen dünyaya KAPALI medreselerdeki kendi müntesipleri 45 yıl sonra duyduklarında ŞOK olacaklardı.

KAPALI medreselerdeki kendi müntesipleri 45 yıl sonra duyduklarında ŞOK olacaklardı

6- Yıllarca bunları gizlerken Üstadın eserlerini satarak telif VERMEDEN hırsızlık yaparak SIRTINDAN geçindiler. Gazeteleri 3000 dahi SATMAZKEN 50.000'den fazla göstererek de devleti SOYDULAR ve hem hırsızlık hem de yolsuzluk yaptılar.

GAZETELERİ 3000 DAHİ SATMAZKEN 50.000'DEN FAZLA GÖSTEREREK DE DEVLETİ SOYDULAR VE HEM HIRSIZLIK HEM DE YOLSUZLUK YAPTILAR

7- Buraya kadar olanı kapkaç yapan âdi bir hırsız tablosu çiziyor. Oysa asıl mesele çok daha DERİNDE;
Demirel'in kankası kadar yakınken Fetoya karşı bir duruş sergileyen Kutluların kızı birgün bir yerde öldürüldü ve bunu CİA'nın yaptığını açıkça ifade ettiği bir hengamda, hem de AKPARTİ'NİN milli duruşuna destek verdiği bir kaç programdan sonra, ağır hastalıklarla boğuşmaya başladı. Nitekim ALZEİMER teşhisi ile tecrit edilip evine kapatıldı.

Nitekim ALZEİMER teşhisi ile tecrit edilip evine kapatıldı

8- Yıllarca Üstad Hz'nin vekil ve varis talebelerini Anadolu’nun ücra köşelerine SAVURAN bu oluşum, Nur camiasının sesi olduğunu iddia ettiği yetmezmiş gibi 3 mehmet diye Kutluları da Ağabey diye yutturmaya çalıştı. Ardından Üstadın bir çok talebesinin oğlu veya kızına musallat oldukları gibi STRATEJİK bir şekilde yine bir talebe olan Hakkı Yavuztükün kızı ile evlenen Kazım Güleçyüz geçti gazetenin başına.

Hakkı Yavuztükün kızı ile evlenen Kazım Güleçyüz geçti gazetenin başına.

9- Kurulduğundan beri Müslümanların önünü açan ve amelî hayatına kolaylık getiren Akparti'nin tam karşısında bir yayın politikası da tam bundan SONRA başladı.

Kurulduğundan beri Müslümanların önünü açan ve amelî hayatına kolaylık getiren Akparti'nin tam karşısında bir yayın politikası da tam bundan SONRA başladı.

10- Madden hırsızlığı manen tahribatının yanında çok HAFİF kalan bu oluşum Risalelerin tahrifini ilk yapan ve ESASLARA karşı gelip meal ve lügat gibi ilaveler ile Nurlara ve müellifi Bediüzzaman'a İLK İHANETİ yaptı diğerlerine de yol açtı.

RİSALELERİN TAHRİFİNİ İLK YAPAN VE ESASLARA KARŞI GELİP MEAL VE LÜGAT GİBİ İLAVELER İLE NURLARA VE MÜELLİFİ BEDİÜZZAMAN'A İLK İHANETİ YAPTI DİĞERLERİNE DE YOL AÇTI

11- Tarih 2012 idi ve Yeniasya'nın ardından gelen Nesil yayınları, Şahdamar ve son kertede "Sadeleştirme" adı altında sahteleştirme yaparak tahrifte son noktaya ulaşan UFUK yayınlarının bu tahribatının ÖNÜNE geçmek için Üstad Hz'nin manevi evlatları ve bu hususta VEKİL tayin ettiği Ağabeylerimiz bir araya geldiler.

 UFUK yayınlarının bu tahribatının ÖNÜNE geçmek

12- Sahteleştirme çalışmasını durdurmak için YAZILAN ve toplam 6 Ağabeyimizin imzası olan MEKTUP elbette Pensilvanyadan kaşılık BULMADI. 16 Mart 2012 günü yazılan bu mektup öyle bir milat oldu ki, Merhum Sungur Ağabeyimiz 1 ay sonra açıkça " Bu tahrifatı yapanların elleri ayakları KIRILSIN!" diye bir video yayınladı.

 Bu tahrifatı yapanların elleri ayakları KIRILSIN!

13- Manevi değerlerimizi yıkmakla vazifeli Feto ve avanelerinin cenahında bunlardan NETİCE alınmadı ve 17-25 Aralık yargı darbesi girişiminin arefesinde manen tüm vesayetlerin önündeki en güçlü SET olarak gördükleri Nurları tahrife son hız devam ettiler. KORUMAK için kimse Fetoyu karşısına alamazdı ama Ağabeylerimiz Erdoğan'a gidip Üstad Hz'nin VASİYETİ ve mevcut durumu anlattı. Erdoğan da derhal harekete geçti ve hem bu tahrif DURDURULSUN diye hukuk çerçevesinde gerekenlerin yapılmasını sağladı hem de vasiyetin devamında olan Risaleleri DİYANET neşretsin diye Mehmet Görmez'e TALİMAT verdi.

Risaleleri DİYANET neşretsin diye Mehmet Görmez'e TALİMAT verdi.

14- Yeniasya bu durumda ne mi yaptı? Sürecin tamamında değişik YALAN haberler ile MANİPÜLASYON yaptı ve medyanın değişik yüzleri sandığımız Sözcü (Sahibinin Fetocu olduğunu yeni öğrendik) Zaman (İsrailin Türkiyedeki üssü idi) ve Hürriyet (Dedesi Lozanda Osmanlıyı satıp bunları zengin eden) gibi gazetelerle SENKRON bir şekilde açıktan hükümeti HEDEF alan bir yayın politikası sergilemeye başladı.
Aynı zamanda bir görevi de; yüzeydeki imajıyla devleti Nur talebelerine DÜŞMAN etmekti. Hamdolsun Erdoğana sapla samanı çok güzel bir şekilde ayırma FERASETİ nasip etti Yüce Allah. Yetmedi "Tahrif" davasını "Varis" davası gibi gösterip Üstad Hz'nin bir akrabasını da kullanarak Risalelerin korunması için yürütülen HUKUK sürecine MUHALİF olarak müdahil oldu. Bunu yaparken kimden yardım aldı biliyor musunuz? CHP evet evet CHP! Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yazarlarından Latif Salihoğlu'na Bediüzzamanın kıyafetini giydirip eline "Bediüzzamandan Çözümler" diye bir kitapçık verip içinde alçakça CHP propagandası yaptırması ve o günden bu yana GYY'si ve kemik kadrosunun açıkça CHP'yi şirin gösterme ÇABALARI o pazarlığın meyveleridir.

SENKRON bir şekilde açıktan hükümeti HEDEF alan bir yayın politikası sergilemeye başladı.

15- Anayasa mahkemesine CHP ile kolkola giden Yeniasya yönetimi "CHP'nin Risaleleri korumak istediğini" söylemek gibi tarihin gördüğü en BÜYÜK YALANA da imza attı! Devlet Tek eline almaya çalışıyor diye İFTİRA ederken kendi tekeline almaya çalıştığını ZAMANLA hep birlikte gördük!

İFTİRA ederken kendi tekeline almaya çalıştığını ZAMANLA hep birlikte gördük

16- Sık sık zaman gazetesi ve Saman tv'ye çıkıp Feto'nun terörist haşhaşilerini savunan bir yönetim Yeniasya'nın politikasını belirliyordu ve ne 17-25 Aralık sonrası ne de 15 Temmuz sonrası bu politikaları değişmedi. Gazetedeki manşetler ve karikatürler ZAMAN gazetesinin devamı olduğunun açık ispatıdır. Kendilerine SON KALE derken bunu mu kast ettiler acaba bilinmez ama Nur camiasının kolundaki bilezikleri, evlerini ve arabalarını satarak verdiği bir kurum; Evrensel gibi gazetelerle nöbet adı altında sokak eylemlerini körükleyen, "Hakan Şükür ve Emre Uslu" gibilerin övdüğü bir kurum haline gelmişti.

Gazetedeki manşetler ve karikatürler ZAMAN gazetesinin devamı olduğunun açık ispatıdır

17- Risalelerin tahrif edilmesinin önünü tekrar açan Yeniasya, dershanelerinde Fetonun kitaplarını okuttuğu gibi, gazetesinin gasp ettiği medreselerde ders saatlerinde risale yerinde kendi gazetelerinin okunmasını sağlıyordu. Bir kişinin önceden aldığı kararı meşveret adı altında toplanan topluluğa teyid ettiriyor ve Risale-i Nur camiasının umumuna teşmil etmeye çalışıyordu yıllarca.

Risale-i Nur camiasının umumuna teşmil etmeye çalışıyordu yıllarca

18- Tâ ki Risale-i Nur esaslarına göre yakın zamanda "NURCULUKLA İLGİSİ YOKTUR" diye bir AÇIKLAMAYI hayatta kalan son Mutlak Vekil olan Hüsnü Ağabeyimiz yapana kadar. Tabi tam da bu noktada İslamoğlu tayfasına kaymış olan Senai Demirci ve onun kaldığı yerden eskiden Yeniasya ve Feto'nun Bugün gazetesinde yazmış olan Hüseyin Yılmaz şahsını değil ama Vasfını yani "Vekalet" kavramını HEDEF alan tartışmalar açarak buna MUKABELE ettiler. Onların tek eline KÜFÜRLÜ ağzı ile güya(!) "Ağabeyimizi koruyoruz" diye karşılık veren bir grup insan, ikinci elini uzatarak el verdiler, SESLERİNE ses oldular ve "Ağabeyin Nurlara ve Nurların da Kurana ve sünnete çağırıp sevk ettiği" bir meslekte sanki şahıs ENDEKSLİ bir duruş varmış(!) gibi bir tabloyu resmettiler elbirliği ile!

Ağabeyin Nurlara ve Nurların da Kurana ve sünnete çağırıp sevk ettiği

19- Tabi ki yukarıda sıraladığım 40 küsür yıllık süreç müntesiplerinde esaslara bağlı olan ve taviz de vermeyen Ağabeylerimize karşı soğuk bir bakış inşa etti.

Ağabeylerimize karşı soğuk bir bakış inşa etti.
Yine de sahte imzalar ile hisselerine el koyulup, karanlık işler dönüp vergi, sigorta vs bir yana vakıf mallarının dahi çar çur edildiği bu kurum, elinde kalan son 2-3000 kişilik takipçisine çizmek istediği NURCU imaj için her sene bazı eylemler tertip ediyor. Bunlardan biri de son 3-4 yıldır bir türlü yapamadığı ve "Kuytul gibilerine yapılan açıklamalar" gibi güvenlik sebebi gibi NEZAKETLİ cevaplar aldığı Kocatepe mevlüdü. HDP için 1 mayısta Taksim ne ifade ediyorsa Yeniasya için de Kocatepe aynı şeyi ifade ediyor ne hikmetse.

- Eşim de biz evlenmeden önce 5 yıl bu gazetede yazılar yazmış ta ki bir çok zulme şahit olunca terk etmiş kurtulmuş Elhamdulillah. Bir çok çalışan gibi asgari ücret bile almıyor, hatta yol parasını zor karşılıyor ve sigortasız Allah için diyerek çalışıyordu onca yıl. Bahsi geçen GYY de akrabamız oluyor üstelik. Elbette HAKKIN HATIRI ÂLÎDİR ve Babam da olsa dinime ve vatanıma ihanet içindeyse artık babam DEĞİLDİR.

Yazacak çok şey var da bu kadarı kâfi'dir inşallah.

Hâsılı kelam; "Beşer zulmediyor ama kader adalet ediyor
Bence Kılıçdaroğlunun bir de Yeniasya için adal/vet yürüyüşü yapması BOYNUNUN borcudur.
Acizane görüşüm; Mevlüt için yapılan "güvenlik sıkıntısı" açıklaması ile Erdoğan'ın "Metal yorgunluğu" açıklaması AYNI kategoride ve aynı nezaketi taşıyor.

Şimdi size sorayım; bu fakir dahi hiç o kurumdan içeri girmeden bu kadar bilgiye şahit iken, Devlet bu kurumda neler döndüğünü ve ne MAL olduklarını bilmiyor mudur?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mahfuz Songülalp 4 ay önce

Değerli Hikmet Hocaoğlu Abim!.. Yazdıkların tam yerinde ve isabetli olmuş. Bu zındıka grubunu durdurmak bizim takatimizin üstünde!... Devletimizin Urlaşmış Fetö fitnesini bertaraf ettiği gibi... Buna da neşter vurması gerekir... Velhasıl birilerinin de bu Yeniacia fitnesini kökünden halletmesi için, önayak olması gerekir!... Allah kaleminize güç kuvvet versin!...

Avatar
Ahmed Demir 4 ay önce

Eksik kalmış Hikmet Bey. Yeni Nesil iken bir kısım zevatın bugünkü Asya cıları kapı dışarı ettiklerini ve kalanların yine Anadolu'nun fedakâr nur talebelerinin çoluk çocuğunun rızkından kesip desteklediği mal varlıklarına el konulmasını sanırım atladın. Önemli değil ben size destek olmak amacıyla yazmış olayım. Hemen akabinde yine saf ve fedakâr nur talebelerinin desteğiyle Yeni Asya yeniden kuruldu. 1992 yılında aralarında Mustafa Kaplan, Bünyamin Ateş, Burhan Bozgeyik, Tahir Aka ve daha nicelerini bütün kanuni haklarını gasbederek kapının önüne koymalarından da bahsetmemişsin. Ve bu yapılanlar sözde nurculuk adına idi. Ben de o dönemde bu sapıklarla yolumu ayırdım. Her kuruşum da haram zıkkım zehir olsun dedim. Ve son olarak hükümetin veya devletin bir an önce bu sapık zihniyetin mal varlıklarına kayyum atamasını her platformda dillendirdim.
Umarım meramımı anlatabildim.

Avatar
Eyüp Ekmekçi 4 ay önce

Muhterem Hikmet Hocaoğlu kardeşim!
Ben çok tafsilata girmiye
ceğim.
Kısa ifade ile şöyle:
Evvela Zübeyir Gündüzalp Ağabey kendilerinin gazeteci gibi
gösterilmesinden son derece muzdariptir.
Sırf Merhum Mustafa Polat gayet müstskim itimada şayan bir zat ol-
duğu için suallerine cevap vermiştir.Bizzat kendi ifadeleri:"M Polatın
Salih Özcanın hizmetidir"
buyurdular.
Merhım Polatın vefatındsn sonra tamamen alakasını kesti ve hizmet-i imanın gazete ve siyasetle iltibas edilmemesinin şiddetle fedbirlerini al-
mağa çalıştı.
Onların ahırette Merhum
Zübeyir Gündüzalp Ağabeyle çok ağır hesapları var.Hatta Hz Üstad Bediüzzaman (R.A) ile.

Avatar
Mehmet Nuri Bingöl 4 ay önce

H. Yılmaz dostumun "Cemaat içindeki elden şüphe duymadım." mealindeki ifadesiyle adını anmayı zül bildiğim gazete çevresini kastediyor galiba...

Avatar
Ismail Alkış 4 ay önce

Kalemine diline eline parmaklarına kalbine ve gönlüne sağlık Değerli Hikmet Hocaoğlu Kardeşim..... çok güzel ve doğru yerinde tesbitler.... izninizle paylaşıyorum..

Avatar
Hikmet Dilbaz 4 ay önce

Devlet her olan bitenin farkında sadece köprüyü gecmekte şuan